<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=17398436&amp;blogName=Amerika%27dan&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_HOSTED&amp;navbarType=TAN&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fwww.amerikadan.biz%2F&amp;blogLocale=tr_TR&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fwww.amerikadan.biz%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

Amerika'dan

yorumlar, hikayeler, bilinen bilinmeyen birçok şey..

Elif Şafak ve Aşk

Normalde popüler yazarları okumaktan pek haz almıyorum. İyi olmadıklarından değil. Zaten iyi olmasalar bi dünya insan okumuş olmaz. Mesele benim de iyi olduğunu tasdik etme zorunluluğum varmış gibi hissetmem.

Bu tür düşüncelerime rağmen kayınbiraderin olduğunu sonradan öğrendiğim "Aşk" romanını çantama almıştım son Los Angeles yolculuğumda. Elif Şafak ilgimi çeken bir yazardı ama Orhan Pamuk gibi ona da tepkili yaklaşıyordum. Frankfurt uçağını uyuyarak geçirdim ve Los Angeles için Almanya'dan havalandığımızda kitabın ilk sayfasını çevirdim. Melekler şehrine indiğimizde 415 sayfanın 408 sayfası bitmişti. Sandığımdan çok daha iyi bir roman bulduğumu söylemeliyim. Bol tasavvuf ve roman içi roman. Sufilerin el kitabı yazacakken roman yazmaya karar vermiş olmalı. Güzel bir eser ortaya çıkmış. Tavsiye ederim. Zaten 200 bin satarak rekor da kırmış (korsanları da toplarsak 300 bin'i aşar heralde).

Tek sorum şu olacak: Şemsi Tebrizi hakikaten şarap içmiş midir?

Küp kırma oyunu

Relax


yorumsuz...

Su böreği

Bugünki akşam yemeğim.
Çay da yapmıştım ama çayı bekleyemedim.
Ayıp denen bişey var.
Ama bekletilmez bu. Su böreği yani.
Ya başkaları yeyip bitirirse?
Fırsatın var(sa) halledeceksin.
***
Nasıl yapılır bu?
Bulabildiğim en kısa ve anlaşılabilir tarif:

Malzemeler (taban çapı 40 olan tepsi için):
12 kişilik

Hamuru için:

* 8 su bardağı un
* 5 yumurta
* 1 tatlı kaşığı tuz
* ılık su

İçine:

* Yarım kilo peynir
* İsterseniz maydanoz
* 10-12 çorba kaşığı sıvı yağ

Böreği pişirmek için:

* 4-5 çorba kaşığı sıvı yağ

Yufkaları ıslamak için:

* 3 litre sıcak su
* 1 tatlı kaşığı tuz
* 2 çorba kaşığı yağ
* 3 litre soğuk su

Yapılışı:

1. Hamurun tüm malzemelerini bir kaba boşaltırız. Ortadan karmaya başlarız. Bir yandanda az az su ilave ederiz. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edesiye kadar yoğrulur.
2. Bu hamurdan 10-11 adet yufka yapılır.
3. Tepsi güzelce 2-3 çorba kaşığı yağ ile yağlanır. İlk yufka tepsinin ölçüsüne göre açılır ve tepsiye yerleştirilir.Üzerine 2 çorba kaşığı yağ gezdirilir. ( 2 adet yufka suda haşlanmaz. Bunların biri tepsinin tabanına konur, diğeri en üstüne)
4. Diğer yufkalar kaynamakta olan suyun olduğu tencerede yada tepside (su kaynayınca içine tuz ve yağ ilave edilir.) 1 dakika kadar bekletilir. Delikli kepçe ile alınır. Soğuk suyun içine atılır ve hemen alınır. Tepsiye dizilir. Haşlanan yufka suyun içinde büzüşüyor. Sudan çıkınca tepsiye dizerken elinizle çok az düzeltirseniz iyi olur.
5. Üzerine peynir rendesi dizilir. Üzerine tekrar haşlanmış yufka, bu yufkanın üzerinede az sıvcı yağ gezdirilir. Üzerine haşlanmış yufka konur. Daha sonra peynir derken en son yufka haşlanmadan tepsinin üzerine düzgünce yerleştirilir.
6. Ocak üzerinde tepsiyi sık sık çevirerek kısık ateşte her iki tarafıda pişirilir.


* Yufkalar ıslak olduğu için kenarları tepsiye yapışmakta. Bu yüzden tepsiyi çevirirken dikkatli olun.

** Yufkaları bütün olarak sıcak suya konulup çıkarılırken zor oluyorsa ikiye bölünebilinir.

*** Sıralama şöyle:

haşlanmamış yufka-üzerine az sıvı yağ

haşlanmış yufka-üzerine peynir

haşlanmış yufka-üzerine sıvıyağ

haşlanmış yufka-üzerine peynir

haşlanmış yufka-üzerine sıvıyağ şeklinde gidiyor.

Baki kalan bu kubbede


Baki kalan bu kubbede bir hos sada...


Ne yolcular gelip gecti dunya kervansarayindan.

Ne hayatlar yasandi bu alemde.
Ne cinarlar kok saldi cihana.

Ne filizler sararip soldu, bugunden yarina.
Ne mutluluklarla cinladi gokyuzu.

Ne huzunlere sahit oldu yeryuzu...

Baki kalan bu kubbede bir hos sada...

Korece

Hayatınız boyunca Korece öğrenmek isteyip de yol gösteren olmadıysa bu yazı size güzel bir başlangıç noktası olabilir.

Öncelikle ingilizce bilmiyorsanız tek çareniz Adım Adım Korece adlı blog şu an itibariyle. Kimin yaptığını tam olarak çözebilmiş değilim ama dersleri çok güzel. 1. dersten başlamak en akıllıcası.

Ama ingilizceniz varsa şu liste çok işinize yarayabilir:
bundan sonrasını ben de daha bilmiyorum. Click Korean ile Adım Adım Korece'nin dersleri 20lere kadar gidiyor. Yani oralarda baya vakit geçirebilirsiniz.

Birde şu siteler var:
Peki niye Korece?
Ne yazık ki ben de tam olarak nedenini bilmiyorum.

Sabırlı olmak ya da olmamak

New Yorker dergisinde yeni yayımlanan bir yazıdan Prof. Fehmi Damkacı beyin çıkardığı özeti paylaşmak istiyorum:

"New Yorker adlı derginin bu haftaki sayısında son 30 yıldan beri yapılan "self-control" kendini kontrol etme ya da sabır da diyebileceğimiz konu üzerine yapılan bir araştırma hakkında yazı vardı. Araştırma şu:

4 yaşındaki 600 çocuğu marshmallow ya da çikolota testine tabi tutuyorlar.
Test: çocuğu bir odaya koyuyorlar önüne de sevdiği birşeyden bir tabak (genelde çikolota ya da marshmallow) çocuğa diyorlar ki biz şimdi dışarı çıkıp geri geleceğiz,
eğer bizi beklersen sana bunlardan iki tane vereceğiz. Eğer beklemezsen de bir tane yeme hakkın var yiyebilirsin odayı terkediyorlar ve çocuğun ne kadar süre sonra masadaki sevdiği şeyi yediğine bakıyorlar. Çocukları bekleme sürelerine göre sınıflandırıyorlar.

30 sn ve altı bekleyenler, 5dk üstü bekleyenler, 10 dk üstü bekleyenler gibi.
Yıllar sonra bu çocukları bulup tekrar geçmiş yaşamları inceleniyor.
Bulunan sonuç cok ilginç.

Sabır eden kategorisine giren cocuklar hayatta genelde basarili olmus iken
sabirsiz kategorisine giren cocuklarda genelde basarisiz olmus.

mesela SAT (OSS diyebiliriz) puanlarinda bile direkt korelasyon gormek mumkun.
mesela ayni aileden iki cocuk varmis, biri 15 dk beklemis biri ise 15 sn.
15 dk bekleyen profesor olmus, 15 sn bekleyen surekli isten ise gecen bir iste cok uzun sure calismayan biri olmus. yani ailenin etkisini ortaya koyma adina onemli bir ornek olarak sunuluyor.

simdi ise acaba self-control cocuk iken ogretilse ileride hayatta ki basari icin etkisi olur mu yu arastiriyorlarmis. ilk yaptiklari deney sonuclarina gore sabir oğrenilebilir bir yetenek gibi dursa da ne kadar surede insan bunu unutur ya da unutur muyu test ediyorlar. mesela yeni 4 yas cocuklari bulup marshmallow ve cikolota testi yapmislar cok sabirsizlari alip ufak bir eğitimden gecirmisler, sonrasinda ayni testi yapinca coğunun bekleme suresi artmis, yani sabri oğrenmis yani kisa sureli durum icin oğretilebilir olduğu bulunmus ama bu kisa sureli oğrenmenin yasam boyu etkisi varmi yokmu icin ise yeni bir arastirma baslamis, o da self-control uzun sureli etkili olacak sekilde nasil oğretilir?

simdiden bir kac teori gelistirilmis ve bunlari test etmeye baslamislar ama
boyle bir seyin testi edilmesi de en azindan 30-40 yil surecek bir arastirma sonrasi belli olabilecek.

arastirmacilarin cocuk sahiplerine tavsiyesi, sabr etmeyi genc yasta oğretilmesi. mesela ana yemekten once abur cubur yemek isteyen cocugun beklemeyi oğretilmesi
hatta bekletilmesi, istedigi seyi eger zamani değilse zamaninda istemesi saglanması ve zamanina kadar beklemeyi oğretilmesi gibi. bunlarin sabri gelistireceği konusunda hem fikirlermis."